İslamiyet’te kadın ve ahlak, birbirini besleyen iki damar gibidir. Kadının saygınlığının korunduğu ve ahlaki değerlerin baş tacı edildiği bir toplum, her türlü yozlaşmaya karşı dirençli kalacaktır. Unutmamalıyız ki; kadın güçlü olursa aile güçlü olur, aile güçlü olursa ümmet huzur bulur.
İslam, kadını erkeğin bir "tamamlayıcısı" ve "emaneti" olarak görür. Bu emanet kavramı, zayıflık değil, aksine en yüksek düzeyde bir koruma ve saygı ifadesidir. Д°slamiyette Ahlak Ve KadД±n / Д°slamiyet
İslamiyet’te Ahlak ve Kadın: Erdemin ve Onurun Simgesi İslamiyet, yeryüzüne indiği andan itibaren toplumsal yapıda köklü bir devrim yapmış; bu değişimin kalbine ise ve kadını yerleştirmiştir. Cahiliye devrinin karanlığında, kız çocuklarının varlığından utanç duyulan bir dönemden; "Cennet annelerin ayakları altındadır" diyen bir medeniyete geçiş, İslam’ın kadına verdiği değerin en somut kanıtıdır. Ahlak: İslam’ın Özü Peygamber’in (sav) sünneti
Kur’an-ı Kerim, eşler arasındaki ilişkiyi "meveddet" (sevgi) ve "rahmet" (merhamet) üzerine kurar. Kadın, ailenin temel taşı ve ahlaki değerlerin nesillere aktarılmasındaki en önemli köprüdür. Ahlak ve Kadın Arasındaki Bağ merhamet ve haya
Batı dünyasında kadının mülkiyet hakkı yüzyıllar sonra tanınmışken, İslam 1400 yıl önce kadına miras, mehir ve çalışma hakkı vererek ekonomik bağımsızlığını güvence altına almıştır.
İslam ahlakı (edeb), sadece davranış biçimi değil, kalbin bir yansımasıdır. Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in (sav) sünneti, ahlakı cinsiyetten bağımsız bir olarak tanımlar. Adalet, dürüstlük, merhamet ve haya; hem erkek hem de kadın için kurtuluşun anahtarıdır. İslam’da Kadın: Hak ve Saygınlık